Takip edildiğimi hissediyorum!

4

2014’le beraber Pegasus’un yeni iletişim stratejisinin kreatif yansımalarını görmeye başladık. “Uçmuş Bunlar!” konseptinin, pazarı genişleteceği, aynı zamanda da Pegasus’un market share’ini yükselteceği kanaatindeyim.

Reklamı izlediğinizde mesajı çok net alıyorsunuz ve smart storytelling’le akıcı bir anlatım görüyorsunuz… Kısaca; marka, reklamında tüketiciye “günübirlik ve kısa tatilleriniz için bir alternatifiniz var.” diyor ve bunu emotional benefitler üzerinden gösteriyor.

Aynı zamanda marka, yeni konseptinin dijital konumlamasını da #atlayıpgitsem hashtag’i üzerinden kurgulamış… Sosyal mecralardaki mesajı/içerikleri bu bağlamda tutarlı.

Söz konusu reklamlar:

5

image

Matematikte 4 işlem değil, tek işlem vardır, o da toplamadır. Kısaca anlatmak gerekirse:

Çıkartma = Pozitif ve negatif iki sayının toplamıdır.

Bölme = Pozitif ve negatif iki sayının toplama işleminin hızlandırılmış halidir.

Çarpma = Hızlı toplama işlemidir.

Özetlersek, istesen de toplamadan daha fazlasını veremezsin Finansçı :) Şaka şaka ben Maslak’tan Ajans Başkanı, reklam bok gibi olmuş…

4

"Mesafeler aşka engel olabilir mi?" diyor Turkcell, son reklamında! Tabii mesafeler önemli fakat başka bir ülkedeki reklamı çakıp, duyulmayacağını zannetmek de önemli bir ahmaklık. Ne demek istediğimi aşağıdaki filmleri sırasıyla izlerseniz daha iyi anlayacaksınız.

3

"ABC Matik" adlı deterjan markasının dün yayına giren reklamını gördüm… Reklam, sosyal medyada bir çok kişi tarafından sevildi. Ben de sevdim fakat reklam filminin senaryosu, Twitter’da @hoanes adlı kullanıcının attığı bu tweetten birebir olarak çalınmış.

image

Esinlenilen reklamlara aşinayız fakat bu reklam tamamen çalıntı olmuş… Böyle çalıntı işlerin ayan beyan yapılması, bize reklam sektöründeki ucuz, kalitesiz ve ilkeleri olmayan reklam ajanslarının çoğaldığını gösteriyor. Reklamı izlediğiniz de bunu daha iyi anlayacaksınız. Bu reklamı yapan ajansın, en kısa zamanda @hoanes adlı kişiye maddi ve manevi hakkını vermesi gerekir.

image

Dünya’da büyük bir beklenti yaratan Jobs filmi için “kötü” demek haksızlık olur fakat bu film için “iyi” demek de Steve Jobs’a haksızlık olur. Belki başka bir insanın biyografisi için yeterli olabilecek bir film, Steve Jobs gibi mükemmeliyetçi, yaptığı her işte başarılı olmuş (Apple, Next, Pixar) ve günümüzün teknoloji modelini yaratan adam için büyük bir hayal kırıklığı. Ayrıca Film, Apple’ı mı anlatıyor yoksa Steve Jobs’u mu orası da muallak. 

Filmde birçok olay ve detay atlanmış… Özellikle Steve Jobs’un Apple’da olmadığı süre zarfında bahçıvan gibi gösterilmesi, Next’ten bir cümle ile bahsedilip, Pixar’dan bahsedilmemesi, oldukça özensiz bir iş yaptıklarının kanıtı.

Hollywood’un abilerinden, özellikle de aşağıdaki karitatürdekinden rica ediyorum, Ashton Kutcher yaşlanmadan yeni bir Jobs filmine girişin ve Steve Jobs’a mezarında hak ettiği huzuru verin.

image

12

Son 2-3 haftadır Türk halkı olarak olağandışı şeylere tanık oluyor ve maruz kalıyoruz. Medya’nın yanlı haber yapmasına rağmen herkes, herşeyin farkında. Sesi çıkanlar hürriyetini kaybetmekten, sesi çıkmayanlarsa iktidarın ona sağladığı nimetleri kaybetmekten korkuyor.

Başbakan’ın hedef göstermesine rağmen, bu zor günlerde en çok da ajansların ve ajans çalışanlarının sesi çıkıyor… İnsanlığını ve onurunu kaybetmemiş tüm ajanslarla gurur duyuyorum!

Malumunuz, olaylar ilk patlak verdiğinde, bu haksızlığa sessiz kalmayan bazı ajanslar oldu… Serdar Erener’in sahip olduğu Alametifarika, yaralı insanlara kapılarını açtı… Aynı zamanda 41-29 ve McCann bu işe sessiz kalmadılar. Bu ajansların ortak yanı THY ile çalışmalarıdır ve son bir haftadır kulağıma gelen duyumlar “THY'nin bu ajanlarla ilişkisini kestiği” yönde.

Eğer bu haber gerçekse, sırf insanlığını ve onurunu kaybetmediği için onlarla çalışmayı reddeden Türk Hava Yolları’nı kınıyorum!

Evet ben Ajans Başkanı,

Hayatımda ilk kez bugün, rakiplerim müşterisini kaybettiği için üzüldüm!

9

image

Sevgili Reklamcılar,

Baktık ki sayın Başbakanımız halkına “Faşist, Çapulcu, Ayyaş, Marjinal, Zıt Uçlar” gibi bazı yakıştırmalarda bulunmuş… (Hakkıdır yapar, ağzınıza sssağlık Başbakan’ım, revizyona gerek yok!)

Biz de ajans olarak düşündük, taşındık ve dedik ki “Koskoca Başbakan yanılıyor olamaz ya… kesin öyleyizdir.” Sonuç olarak ajans çalışanlarının unvanını yenileriyle değiştirmeye karar verdik!

Ey reklamcılar yeni unvanlarınız aşağıdaki gibidir!

Stajyer = Faşist
Junior = Çapulcu
Senior = Ayyaş
Direktör = Marjinal
Ajans Başkanı = Aracı Kurum Başkanı

4

Biliyoruz, Markanız sizin için çok önemli fakat bu direniş de bizim için önemli… Tüm duyarlı markalar, ajanslardan beklenen bu haftaki konkurları ve sunumları iptal etmeli.

Brieflerde hep marka değeri yaratmak istediğini söyleyen markalar, elinizden geldiği kadarıyla bu direnişe destek verin. İşte o zaman gerçek marka değerine sahip olacaksınız!

14

İnanması çok güç fakat halk, son yılların en istikrarlı direnişini göstermekte… Taksim Gezi Park’ı, 11 yıllık esarete ve baskıya karşı verilen mücadelenin simgesi olmuştur!

Taksim Gezi Park’ı eyleminin ilk zamanlarında ben bile “Yahu gelip, geçicidir. Öylesine toplanıyorlar” vb. yanlış düşüncelere kapılmıştım… Çünkü uzun zamandır gerçek bir direniş görmemiştim!

Fakat…

Bu düşüncem, Polis’in pasif eylemcilere saldırmasıyla beraber yerini “kızgınlığa" bıraktı!

Bu düşüncem, Savaşta düşmana yapılmayacak gaddarlıktaki eylemleri Polis, kendi vatandaşına yaptığınında yerini “öfkeye" bıraktı!

Bu düşüncem, Ülkede böyle bir kaos varken saygın medya kuruluşlarının yansıttığı bayram havası sebebiyle yerini “susmamalıyım"a bıraktı!

Bu düşüncem, Duyarsız siyasetçiler yüzünden yaralanan, ölen insanları görünce yerini “yardım etmeliyim"e bıraktı!

Bu düşüncem, yaşlı teyzeleri, amcaları meydanlarda görünce yerini “cesarete" bıraktı!

Bu düşüncem, farklı insanların tek vücut olmasıyla yerini “umuda" bıraktı!

Bu düşüncem, tüm yurdun, tüm insanların yapılan bu onursuz davranışa sessiz kalmamasıyla yerini “gurura" bıraktı!

Başbakanı izledim… Halkından özür dilemek yerine halkını suçluyor! Millete ayyaş, marjinal, çapulcu vb. ithamlarda bulunuyor! Ekonomi iyiye gidiyormuş, milli gelir artmış… Ohhh Allah daha çok versin, ama bizim, memleketi satarak sağladığın refaha ihtiyacımız yok!

Bu direnişin;

Kazananı: Halk

Kaybedeni: Hükümet, Polis, Medya ve İktidar Yalakalarıdır.

Tarih, bu onurlu insanların mücadelesini yazacak!

image

Garanti Bankası, bir Serdar Erener klasiği “Sucu Çocuk” reklamından beri sürdürdüğü yükseliş sayesinde Akbank’ın hep bir adım önünde oldu. Tabii bankacılık anlayışı, sunulan hizmet ve yapılan yatırımı da göz ardı edemeyiz. Akbank o yıllarda yoluna Publics Yorum’la, Garanti ise Serdar Erener ile devam etti. Bu süreç boyunca Akbank, Garanti’yi hep takip etti… Yıllar geçti ama değişen birşey olmadı! Bu 10 yılı aşkın devam eden döngüyü kırmak adına Akbank 2013 yılında Publics Yorum’la yollarını ayırıp, TBWA’le anlaştı!

Buraya kadar her şey güzel :)

Akbank’ın en önemli gereksinimi ürün odaklı iletişim yapabileceği ve sürekliliği olan bir “platform” du. TWBA’e verilen brief’in bu yönde olduğu kanatindeyim, nitekim Akbank da, “Zıt İkizler” platformu (kampanyası) ile daha ürün odaklı olma yoluna gitti. Fakat Zıt İkizler’in kreatif tarafı içgörüden ziyade durum komedisidir. Her içgörüden eksik işte olduğu gibi bu işte de tüketiciye dokunan bir taraf yok! Ayrıca reklam mantığı ile ilgili bazı problemler var.

Zıt İkizler’den iyi olan Akbank müşterisi, kötü olan ise Akbank müşterisi değil… Buna göre; İyi olan kişiler Akbank müşterisi mi oluyor? Ya da biz Akbank müşterisi olduğumuz için iyi bir insan mı oluyoruz? anlamadım.

İhtiyac Kredisi kullanan binlerce insandan kaçı katıldığı müzayede yanlışlıkla ürün aldığı için kredi çekti bilemem ama kreatif ekip içgörüden sıfır çekti.  

Kampanyanın geri dönüşü hakkında herhangi bir rapor yok fakat Akbank’ın, yeni ajası ile yaptığı bu reklamlarla bulunduğu konumdan daha iyi bir yere gidemeyeceği kesin.

Kısaca Garanti’yi geçmek, yeni ajansa da nasip olmayacak!